EVLÂT ACISI

...

Sürekli çalan telefon sesi ile uyandım. Duvardaki saat henüz 7.30'u gösteriyordu- "Allah Allah kim ki bu saatte?" diyerek ahizeyi kaldırdım. Karşıdaki gelinim Berrin'di. Ağ­layarak konuşuyordu; "Baba koşun Alper'e bir şey oldu." "Hemen geliyorum." diyerek telefonu kapattım. Karım ve kızım da telefonun sesi üzerine uyanmışlar, merakla: "Kim o, bir şey mi olmuş?" diye soruyorlardı. "Berrin aradı, Alper hastalanmış bizi çağırıyor." diyebildim. Hemen üzerimizi giyip dışarıya çıktık. Arabayı da akşam "Arkadaşlarıyla halı sahada maç yapacağız." diye Alper almıştı. Kızım koşarak ağabeylerine gitti. Bizi de okuluna gitmek üzere evinden çıkan bir öğretmen hanım arabasına aldı. Alperlerin evine geldiğimizde ambulans da gelmişti. Koşa koşa eve çık­tığımızda sağlık görevlilerinin Alper'i sedyeye yatırmış ol­duklarını gördük. Hareketsizdi. Koluna serum bağlanmıştı. Gelinimiz hamileydi, ayrıca evde küçük torunumuz vardı. Bu sebeple eşime: "Siz evde kalın", diyerek sedyeyi görevli­lerle birlikte merdivenlerden indirdik. Alper'i ambulansa yerleştirdik. Kızım ve ben ambulansa Alper'in yanına binmek istediysek de görevli doktor: "Siz arabanızla bizi takip edin." dedi. Bunun üzerine kızımla arabamızla takip ederek Devlet Hastanesi Acil Servisi'ne kadar geldik. Alper'i sed­yeyle acil odasına aldık. Bizi odadan çıkardılar. Dışarıda kı­zımla beraber beklemeye başladık. Kısa bir süre sonra oda­dan çıkan doktor: "Başınız sağ olsun, Alper'i kaybettik." de­yince donup kaldık, kızımla birbirimize sarılarak ağlamaya başladık.

1973 yılında evlenmiştik. 1974 yılında da Alper dünyaya geldi. Liseyi bitirince yüksek tahsil yapmak istemedi. Esnaf olmak istedi. 1991 yılında Nasrullah İş Merkezi'ndeki Alper Spor Giyim adını verdiğimiz iş yerini açtık. 1996 yılında da Eğitim Fakültesinde öğrencilik yıllarında tanıştığı gelinimiz Berrin'le evlendi. Kaan adını verdiğimiz torunumuz 1998 yı­lında doğdu. Eşi hamile olup ikinci bebeklerini bekliyorlar­dı. Ama hayatın acımasızlığına bakın ki ne sevgili oğlum doğacak kızını görebilecek, ne de Şebnem adını vereceğimiz torunumuz babasını tanıyarak büyüyecekti.

Bir süre sonra hastane Alper'in vefatı haberini duyan dost­larımızla, arkadaşlarımızla dolmaya başladı. Özellikle dün gece birlikte maç yaptığı arkadaşları onun vefatına inanamıyorlardı. Hastaneyi dolduran kalabalığın ve bizim merak ettiğimiz ölüm sebebi hastane yönetimini de harekete ge­çirdi. Ama bir türlü doktorlar ölüm sebebi üzerinde karar veremiyorlardı.

Bu arada evde kalan eşim ve gelinimizi de vefat olayını evde duymamaları, hastanede doktor kontrolünde öğrenme­leri için hastaneye getirme kararı aldık. Öncelikle gelinimi­zin doktoru Saadet Hanım'ı bularak ona durumu anlattık. Bir süre sonra hastaneye gelen Berrin ile eşim de acı gerçeği öğrendiler ve doktorlar tarafından tedavi altına alındılar. Öğleye doğru Alper'in vefatının sebebinin öğrenilmesi için Ankara'ya adli tıbba gönderilmesi kararına varıldı. Ye­ğenim Doktor Ayhan, Alper'in yakın arkadaşı Avukat Recep ve arkadaşım Fikri Yazan, Alper'i bir ambulansla Ankara'ya götürdüler. Bir süre sonra ölüm sebebinin kalp krizi oldu­ğunu öğrendik.

İnsanların hayatında hiçbir zaman unutamayacakları tarih­ler vardır. İşte bizim hayatımızda da hiçbir zaman unuta­mayacağımız tarih, 13 Eylül 2002 tarihi oldu. Çünkü o gün, daha henüz hayatının başında olan yirmi sekiz yaşındaki sevgili oğlumuzu kaybettik. Oysa O’nun hayatta daha o kadar çok beklentileri vardı ki...

Ertesi gün Alper'i Nasrullah Camii'nde kıldığımız cenaze namazı sonrasında Ahmet Dede Mezarlığı'nda dedesinin ya­nına defnettik. Cenaze namazında ve defin töreninde acımızı paylaşmak isteyen bütün Kastamonu halkı yanımızdaydı.

İnsanlar hep dua ederken "Allah kimseye evlât acısı gös­termesin." derlerdi. Gerçekten de evlât acısının ne olduğunu ancak bu acıyı yaşayanlar bilir." Biz bu acıyı yaşadık. Allah bu acıyı başkalarına yaşatmasın." diye dua ediyor ve sevgili oğlumu özlüyorum...(1)

(1)    Siz Hiç Kastamonu’yu Gördünüz mü?/ Mehmet Sayan

Kastamonu Belediye Başkanlığı Yayını

Etiketler :
, , ,
Diğer Yazıları

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
0 Yorum